Page 38 - Kanyoning Türkiye
P. 38
SUFİ
Bir kamışken türlü işlemlerden geçerek asıl şeklini Türklerin anadolu’ya yerleşmesi ile eş zamanlıdır. Mevlevi
alan neyin hikâyesi en doğru zamanda ve en doğru musikisi ve zikir faaliyeti içinde rebab ve kudümün eşlik
yerde başlar. İyi kamış nerede olur, hangi mevsimde etmesiyle birlikte önemi daha da artan ney bu yapı
kesilmelidir gibi şeyleri bilmek dışında kamışın içinde bir tarihî seyir izlemiştir. Bugün Mevleviliğin en
nereden kesileceğini de bilmek gerekir. Bu işlem ağaç başta gelen sembollerinden biri ve sesi olan enstrüman
budamaya benzer; çünkü kamış doğru yerden kesilirse “Mesnevî” nin ilk 18 beyitinde anılan işte bu neydir:
hem nitelikli ses veren bir ney olma şansı artar hem de “Dinle ney’den ki hikâyet etmede / Ayrılıklardan şikâyet
tekrar çıkar, semereli olur. Kargı adı verilen sert sazlı ve etmede”. Bu noktada “Mesnevî”nin neyine asıl anlamını
budaklı kamıştan yapılan ney için Türkiye’de en uygun kazandıran, inleyen sesli bu enstrümanın kendisinin
kamışlar Antakya’nın Samandağı ilçesinde yetişir. İzmir değil de ona üfleyen insanın verdiğini söylemek gerekir.
ve Bursa civarında da ney yapımı için uygun kamışlar Aslında her müzik enstrümanı için geçerli bir yargıdır
yetişmektedir. Boğumları arasındaki mesafenin orantılı bu. Neyden çıkan sesin maneviyatla birlikte anılması da
olması, kamış çapının uygun ebatta seçilmesi ve son Mevlevilikle olan ilişkisi hâricinde onu dile getirenlerin
olarak da kamış uzunluğunun akort için uygunluğu kendi cevherlerinde bulunur. Konunun bir de ney
ney yapılacak bir kamışta aranılan başlıca özelliklerdir. icrasını ilgilendiren ve sürekli gelişim gösteren teknik
Kamışın kaliteli ses vermesi için gerekli olan unsurlardan boyutu var. Bu noktada dünyaca ünlü neyzen Niyazi
bir diğeri ise başparedir. Neyin baş kısmına takılan ve Sayın’ın tarifi imkânsız zarif geçiş ve tonlamalarını,
üflemede kolaylık sağlayan başpare genellikle boynuz Tamburi Cemil Bey’in başlattığı artistik icra tekniğiyle
ve fildişinden yapılmakla beraber şimşir, abanoz gibi ilişkilendirmek yanlış olmasa gerek. Ney icrasında ifade,
sert ağaçlardan da yapılabilir. Bu işlemler dışında neyin repertuvar, kullanılan sesler ve üslup gibi birçok konuda
kaliteli ses vermesi, emeğiyle şekillendiren ustanın reformlar yapmış olan Niyazi Sayın’ın yetiştirdiği
hünerine de bağlıdır. Yapım ve kullanım açısından Salih Bilgin, Ömer Erdoğdular, Sadrettin Özçimi gibi
bugünkü neyin atasını ilk olarak Sümer kültürü içinde günümüz neyzenlerinin, hem bir tekniğin hem de bir
görürüz. Sümerlere ait heykellerde ve kabartmalarda maneviyatın öğrencileri oldukları için neye bu derunî
nefesli aletler çalan insan figürlerine rastlanmıştır. sesi verebildiklerini belirtelim. Mevlevilik geleneğinde
Sümerlerde nefesli aletler genel olarak “na” olarak yüzyıllar boyunca gelişim kaydeden neyin günümüzdeki
adlandırılmıştır, bazı araştırmacılar da “nay” ve “ney icrasında hem geleneği sürdüren hem de özgün tarzları
sözcüğünün “na” dan türediğini öne sürmüştür. Aynı ile dikkat çeken bu üstatların ve onların nezaretinde
kültürde “kargi” olarak adlandırılan nefesli bir saz da faaliyet gösteren musiki cemiyetlerinin önemli bir
neyin atası olabilecek özelliklere sahiptir. Günümüzde rolü var. Ney, tasavvuf musikisindeki yerini koruduğu
kullanılan neylerin kargı denilen bir kamıştan yapıldığını gibi günümüz müziğine de uyum sağlıyor. Kimine göre
belirtmiştik. Etimolojiden yola çıkarak “na” dan ney’in inleyen, kimine göreyse ağlayan ney, duygu yüklü
“kargi”den kargı’nın türemiş olduğu kabul edilebilir. sesiyle hem ezgiye hem de sözlere bir derinlik katıyor.
Evliya Çelebi’nin icadını Hz.Musa’ya (a.s) atfettiği neyin Böyle olunca da iyi ney açan ustalar ve neyi ağlatan
günümüzde kullanılmakta olan şeklini alması için icracılar yetişmeye devam ediyor.
36